Eşcinselliğin Doğuştan Gelen Bir Durum Olduğunu Sanıyorsanız Yanılıyorsunuz!
Aile Danışmanı : Beyza Barındırık
Aile Danışmanı : Beyza Barındırık
Farklı cinsel kimlik yönelimleri meselesi, günümüzde ruh sağlığını tehdit eden bir durum olmaktan çıkarılarak, birer propaganda ve dayatmaya dönüştürülmüştür. Öncelikle şunu söyleyebiliriz, bu konuda araştırma yapmanın hatta sorgulamalarla fikirlerimizi dile getirmenin bile yasak tabusuyla karşılaştığı bir zamandayız. Bu konu hakkında konuşmak, bilimsel araştırma yapmak, terapilerde bu konuyu çalışmak gerek akademik çevrede gerekse ruh sağlığı uzmanları arasında dışlanmanıza, etiketlenmenize yol açabilir. Mesela cinsel kimlik karmaşasını bir sorun olarak görüyorsanız, açıkça ‘yobaz’ olmakla suçlanabilirsiniz. Bu konu hakkında makale yazmak, araştırma yapmak için yola çıktığınızda, maddi ve manevi destek bulmakta zorlanabilirsiniz. Yaptığınız araştırmanın yayınlanacağı bilimsel bir ortam bulamayabilirsiniz, hatta sansürlenebilirsiniz.
Lisans eğitimim sırasında, esasen çok da sevdiğim bir hocam akademik dünyanın karanlık yüzünü belki de farkında olmadan itiraf etmişti. ‘Belli dönemlerde trend olan kuramlar vardır ve trend kuram üzerinden yapılan araştırmalar daha kolay yayınlanır; daha kolay fonlanır ve bir şekilde daha çok atıf alır.’ demişti. Daha çok atıf almasını anlayabilmiştim; sonuçta trend olan bir konu üzerinde haliyle daha fazla uzman çalışacaktı. Fakat kafama yatmayan kısım sosyal bilimler (ruh sağlığı) alanını böyle kısır bir döngüye sokmak, bu alandaki bilimsel gelişmeleri sekteye uğratmaz mıydı? Akademik çevre ve bilimsel çalışmalar, trendler üzerinden ‘istenilen’ tarafa yönlendirilmez miydi? Bilimin objektif olma ilkesinin çiğnendiğini düşünmeye başlamıştım. Bir sonraki cümlesini duyduğumda ise daha da şaşırdım. Kendisi, ‘son yılların trend kuramının ‘Feminist Kuram’ olduğunu, haliyle içeriğinde LGBT+’da yer alan konular hakkındaki çalışmaların olduğunu ve bunun akademide bize kapılar (!) açacağını’ söyledi. Bu çok ikiyüzlüce gelmişti. Ayrıca gelişim kuramları kimlik karmaşasını, cinsel kimliğin oluşum dönemiyle açıkladığı halde, terapilerde cinsel yönelimi olan danışanlarla bu gelişim kuramları ışığında çalışmak abes karşılanıyordu. Bu da bilim dünyasındaki bir başka çelişkiydi.
Peki, bugün hala geçerliliğini koruyan gelişim kuramları, cinsel kimlik karmaşası sorunu hakkında neler diyor bir bakalım. Cinsel kimlik kişinin kendini algılama ve kavrama biçimini ifade eder. Cinsel kimlik oluşumu çocuklukta başlar. Freud’un Psikoseksüel Gelişim Modelinde, bireyin cinsel organını, bedenini, cinsiyetini keşfettiği 3–5 yaş arasındaki dönemi, ‘fallik dönem’ olarak adlandırılmıştır. Bu dönemde çocuğun hemcins ebeveyni ile özdeşleşme görevi vardır. Bu dönemde karşı cins ebeveyni ile ayrışamayan, hemcins ebeveyni ile gerekli bağı kuramayan çocuklar, ilerleyen dönemlerde hemcinsleri ile yakınlık kurmakta zorlanır ve kendilerini ‘herkesten farklı’ hissedebilirler. Çünkü kendi cinsiyetlerini tanımaları gereken ailede, hemcinsine uzak büyümüştür.
Biz insanlar kendimiz dahil dünyaya dair her şeyi ilk olarak ailemizden öğreniriz. Her şeyi onların vesilesiyle tanırız. Oysa fallik dönem ve ilerleyen çocukluk dönemlerinde hemcins ebeveyni ile iki yabancı gibi büyümüş bir çocuk, kendi cinsiyetini yeterince tanıyamaz. Piaget’nin Soyut İşlemler dönemi dediği 11 yaş üstüne denk gelen dönemde ise beyin farklı çalışmaya başlar. Artık çocuk soyut düşünebiliyordur ve büyüdükçe yeni bir sorgulama, yeni bir anlama çabası içine girer. Bu çocuk cinsel kimlik karmaşası yaşayan bir çocuksa, soyut düşünme dönemine geldiğinde, az önce bahsettiğimiz ‘diğer kızlardan’ veya ‘diğer erkeklerden’ farklı hissetme, onlar gibi olamama durumunun sebebini araştırmak ister. ‘Neden çocukluğumdan beri hemcinslerimden farklı hissediyorum? Bunun bir sebebi olmalı.’ diye araştırmaya koyulur. Bu aşamada gerçeği yansıtmayan bilgiler ile LGBT+ propagandaları ile karşılaşması, onu yanlış kararlar vermeye ve kendi kimliğini yanlış tanımlamaya itebilir. Oysaki içine düştükleri bu kafa karışıklığı, ergenlik döneminde yaşanması doğal karşılanan, zihnin ve bedenin gelişimiyle yaşanabilecek bir durumdur. Tabi ki bazı çocuklar veya gençler diğerlerine göre cinsel kimlikleri konusunda daha derin karmaşa yaşayabilir ki bunun sebepleri üzerinde durduk.
Ergenlik diye adlandırdığımız 12 yaştan sonrasını kapsayan dönemde, çocuğun cinsel kimlik ile ilgili araştırma yapmasının, doğal bir süreç olduğunu belirten bazı gelişim kuramları vardır. Bunlar:
Freud – Psikoseksüel Gelişim Kuramı
12-18 yaş arasını genital dönem olarak tanımlanmıştır. Freud, bu dönemi cinselliğin keşfi, kimlik bunalımı ve çözümlenmesi olarak tanımlar.
Erikson – Psikososyal Gelişim Kuramı
11- 17 yaş arasını kimlik kazanımına karşı kimlik karmaşası olarak tanımlamıştır. Bu yaşlar bireyin, kendi kimliğini, cinsiyetini ve cinselliği bütünüyle tanımladığı dönemdir. Kimlik kazanımı gerçekleşene kadar kimlik karmaşası yaşanır. Bu dönemde sağlıklı kimlik kazanımı gerçekleşmezse kimlik karmaşası sorunu devam eder.
Bunlara ek olarak Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramına baktığımızda, çocukluk döneminde hemcins ebeveyni ile yakınlık kuramamış ve onu model alamamış bireylerin, kendi cinsiyetlerine dair edinmeleri gereken yetiler noktasında eksik kaldıkları bir gerçektir. Ergenlikle beraber söz konusu çocukların, kendilerindeki ‘farklılığın’ sebebini araştırırken, farklı bir cinsel kimliğe sahip oldukları yanılgısına düştükleri söylenebilir.
Cinsel kimlik karmaşasının birçok çevresel ve gelişimsel faktörü vardır. Daha önce de açıkladığım gibi ergenlik döneminde kimlik oluşurken bu tarz karmaşaların yaşanması doğal karşılanır. Suyun bulanmadan durulmadığı bir gerçek. Bu sebeple ergenlik dönemi, sadece cinsel kimlik konusunda değil birçok konuda karmaşaların yaşandığı bir dönemdir. Aslında bu durum kendi kimliklerimizi inşa etmenin bir yoludur. Eğer bu dönemden geçen ve karmaşa yaşayan bir gençseniz bir uzmandan destek alabilirsiniz. Böylece suyunuzu bulandıran koca dalgalarla tek başınıza baş etmek zorunda kalmazsınız. Bir ruh sağlığı uzmanı veya uzman adayıysanız bu konuyu konuşmaktan, sorgulamaktan çekinmemeli ve yardım talep eden danışanlara el uzatmaktan geri durmamalısınız.
Günümüzün en önemli sorunlarından biri haline gelen ‘cinsel kimlik karmaşası sorunu’ hemen herkesin karşılaştığı, bildiği, duyduğu bir meseleye dönüştü. Hal böyle olunca bu sorunla dertlenen bir grup psikolog olarak ‘bizler ne yapabiliriz’ deyip, Nesli Koruma Hareketi bünyesinde bir araya geldik. Bununla da kalmadık, cinsel kimlik karmaşası üzerine bizi geliştirecek kitap okumaları ve konu değerlendirmeleri yapmaya başladık. İlk kitap olarak seçtiğimiz ‘Anne Babalar İçin Gençlerde Homoseksüelliği Önleme Rehberi’[i] kitabını, Klinik Psikolog Müjde Yahşi öncülüğünde analiz etmeye başladık. Toplamda on oturum olarak planlanan ve oldukça verimli geçen buluşmamızın ilkinde, birbirinden önemli konulara değinen Müjde Yahşi, cinsel kimlik karmaşası sorunu üzerinden temel kavramları ve deneyimlerini bizlerle paylaştı. Her ruh sağlığı uzmanı ve ebeveynin bilmesi gereken bilgileri aktaran Yahşi, cinsel kimlik sorununun hiç bilinmeyen yönlerinden bahsetti. Ben bu yazımda sizlere, Müjde Yahşi’nin üzerinde durduğu konulardan, uyarı ve tavsiyelerinden bahsetmek istiyorum.[ii]
Öncelikle gelin kavramlar arasında kaybolmadan, Müjde Yahşi’nin gözünden cinsel kimlik karmaşası nedir anlamaya çalışalım. Şunu biliyoruz ki cinsiyet doğuştan gelen bir olgudur. Cinsel kimlik ise kişinin kendisini nasıl algıladığı ile ilgili bir durumdur. Çocuğun kimliği ilk iki yılda oluşur. Fallik dönem olarak adlandırdığımız 3-6 yaş arası dönemde, çocuk kendini tanımaya başlar ve farkındalığı oluşur. Çocuğun cinsiyeti hakkında farkındalığı oluşamamış ve cinsiyetini tanıyacak bir rol model bulamadığı için arada kalan bir cinsiyet duygusu gelişmişse, cinsiyetiyle ilgili bir karmaşa yaşayabilir. Kimlik karmaşası yaşayan çocuğu hemen etiketlemek doğru değildir. Ön ergenlik dönemi, çocuğun kendisini ve cinsel kimliğini tanımaya çalıştığı bir dönem olduğu için bu konuda bir kafa karışıklığı yaşaması normal kabul edilebilir.
3-6 yaş arasında görülen kimlik karmaşası görmezden gelinirse daha ileri yaşlarda bir soruna dönüşeceğinden, çocuğa erken yaşlarda müdahale edilmesi oldukça önemlidir. Örneğin cinsel kimlik karmaşası yaşayan 3-6 yaş bir erkek çocuğunu ele alalım. Bu çocuklar genellikle naif ve duygusaldır. Sanatsal yetenekleri olan, mizaç olarak ince ruhlu, kibar çocuklardır. Annenin bir sözü, başka bir çocuğu incitmezken bu mizaçtaki bir çocuk incinebilir. Bizler hassas mizaca sahip çocuklara daha çok dikkat etmek zorundayız.
Erkek çocuklar, cinsel kimlik karmaşasının ilerlemesiyle gelişen eşcinsellik yolunda, bazı önemli sinyaller verir. Örneğin daha küçük yaşlardan itibaren cinsiyetlerini sahiplenmede tereddüt ederler, kız kıyafeti ve oyuncaklarına ilgi duyarlar, diğer erkek çocuklarına denk olmadıkları korkusunu yaşarlar. Cinsel kimliklerinin zarar gördüğünü belirten bu sinyaller, erkek çocuklarında kendini soyutlamaya neden olan aşağılık kompleksini de uyandırır.
Okul öncesi dönemde belirti gösteren çocuklar, okul döneminde yalnızlaşarak kendilerini mutsuz hissedebilirler. Okula başladıklarında evden ayrılma endişesi ve çeşitli davranış bozukluğu problemleri de yaşayabilirler. 6-11 yaş aralığındaki bu tip çocuklar, erkekli ortamlarda kendilerini yetersiz hissettiklerinden arkadaşlık kurmakta zorlanırlar. Daha çok kız çocuklarıyla arkadaşlık kurarlar. Bu çocukların aile içi durumlarına baktığımızda, babalarıyla soğuk ve yetersiz ilişkileri vardır. Anneleri ise genellikle sert ve baskın bir karaktere sahiptir.
Kimlik karmaşası yaşayan çocuklar, diğer çocuklarla aralarındaki fark görülmeye başladıkça okulda alay konusu olabilir, pedofililerin hedefi haline gelebilirler. Küfürlü ve argo kelimelerden rahatsız olurlar. Zarar görme ihtimalinden korktukları için saldırgan tavırlardan korkarlar. Spor aktivitelerinde başarısız ya da yetersizlik hissi taşırlar. Yaşıtları olan diğer çocuklar, bu pasiflik ve çekingenlik karşısında onlara meydan okuyup üstünlük taslayarak onları ezebilirler. Bazen istedikleri olmadığında sinir krizleri geçirebilir ve bir anda her şeyden vazgeçerler.
Kimlik karmaşası yaşayan erkek çocukları, kendi cinsiyetiyle ilgili içten içe çelişki yaşar. Erkek kimliklerini geliştirmek için eğer evde baba yoksa, baba figürü yerini koyabilecekleri bir rol modele ihtiyaç duyarlar. Koyamazlarsa erkek kimliği ile özdeşleşmekten vazgeçebilir ve cinsel kimliklerine karşı reddedici bir tutum geliştirirler. Sonrasında ise erkekliği reddeder ve kendisinde eksik olarak gördükleri şeylerin sahiplerine yani erkeklere âşık olmaya başlarlar. Ergenlik döneminde homoseksüel aktivitelere katılmaya başladıklarında da alkole, uyuşturucuya, fuhşa karışma ihtimalleri diğer erkek çocuklarına oranla çok daha fazla olur. Tüm bunların sonucunda intihara kalkışma, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma, ciddi psikolojik rahatsızlıklar yaşama gibi pek çok olumsuz durumla karşılaşabilirler.
Yapılan araştırmalara göre ülkemizde cinsel kimlik karmaşası yaşayanların oranı %12 civarlarındadır. Tespit edilemeyen eşcinsellerin olduğunu da düşünürsek bu oran daha da yüksektir. Bu artışın temelde ise iki sebebi vardır. Bunlar aile yapısındaki bozulmalar, aile içi yanlış tutum ve davranışlar ile akıl almaz bir özgürlük ve bu duruma saygı gösterilmesi dayatmasıdır.
Feminen aktivitelerle uğraşan küçük yaştaki erkek çocuklarının, ileride homoseksüel, biseksüel ya da transseksüel olma ihtimalinin %75 olduğu yapılan araştırmalarla belirlenmiştir. Bu çocuklara hemen müdahale edilmezse, ilerisi için çok daha riskli bir döneme girerler.
Cinsel kimlik karmaşası sorununun, üç önemli unsuru vardır. Bunlar anne, baba ve çocuktur. Temelde annelerin yanlış tutumları, babaların erkek rol model olmaktan uzak halleri, çocuğun bazı mizaç ve karakter özellikleri ile birleştiğinde kimlik karmaşası sorunu kaçınılmaz olur. Elbette ki saydığımız bu nedenler, her çocuğun bu sorunu yaşayacağı anlamına gelmez. Ama cinsel kimlik karmaşası yaşayan her çocuğun probleminin temelinde bu nedenler yatar.
Nicolosi der ki; “kadın olarak doğulur, ancak erkeklik uğraşılarak elde edilir. Erkekliğe ancak kadınlığa başkaldırılarak ulaşılır ve bu erkeklik ancak diğer erkekler tarafından onaylandığında kabul görür. Unutmamalıyız ki anneler erkek çocuğu doğurur, babalar ise onları erkek yapar.’’
Doğru bir uzmandan destek alınarak, yanlış anne-baba tutumları düzeltildiğinde, cinsel kimlik karmaşası sorununun çözümünde oldukça başarılı sonuçlar alınacaktır.
[i] Nicolosi, Joseph&Linda Ames, ‘Anne Babalar İçin Gençlerde Homoseksüelliği Önleme Rehberi’, Kaknüs Yayınları, 2011
[ii] Yahşi, Müjde, ‘Anne Babalar İçin Gençlerde Homoseksüelliği Önleme Rehberi’ kitap analizi oturumu, 2024
Aile Danışmanı
Habibe Polat
Nesli Koruma Hareketi olarak çıktığımız bu kutlu yoldan herkese selamlar. Günümüzde dünyamızı, ailelerimizi ve en önemlisi yarınlarımız olan çocuklarımızı tehdit eden birçok tehlike ile karşı karşıyayız. Bizler hem birer ruh sağlığı çalışanı olarak hem de muhtemel veya müstakbel ebeveynler olarak bu tehlikelere tüm gücümüzle karşı koymakla yükümlüyüz.
Evlatlarımız için planlanan oyunlar ile onlara ulaşmak isteyen kötü niyetli güçlerin amaçları nelerdir? sorularını doğru anlar ve cevaplarsak o zaman mücadelemizi doğru kişilerle ve doğru mecralarda yapabiliriz. Amaç aile birliğini ortadan kaldırmak ve gençliği ifsat etmek olduğu için üzerimizde oynanan oyunlar türlü türlü. Bunu artık görmemiz ve buna karşı uyanık olmak zorundayız.
Hayatın her alanında vazgeçilmez bir güç olan dijital dünya, bir ahtapot gibi insanları kolları arasına almış durumda. Anne ve babalar gerek eğlence ve vakit geçirme gerekse iş, ticaret gibi amaçlarla dijitalin kontrolsüz dünyasına kendilerini kaptırmış gidiyorlar. Bu gidiş sırasında da en önemli sorumluluk alanları olan ebeveynliklerini ihmal etmekle karşı karşıyalar. Peki onların ihmal ettiği çocuklar ne olacak dersiniz? Tabi ki ailelerinden gördükleri kontrolsüz dünyanın içine sürüklenecekler.
Anne ve babaların evlatlarının hayatlarında bıraktıkları boşluğu doldurmak için ahtapot kollu dijitalizm her an devrede. Bu bazen bir çizgi film kılığında, bazen bir YouTube videosu ya da online oyunlar şeklinde olabiliyor. Öyle ya çocuklar oyunları sever, oyunlarla öğrenir. Çocuğa vermek istediğiniz mesajları oyunların aralarına serpiştirirseniz hem çocuk bunları çabucak öğrenir hem de anne ve babalar tehlikenin farkına varmazlar. Bu mesajlarla çocuklarımıza dayatılan cinsel kimlik karmaşası meselesi, her geçen gün çığ gibi büyüyen bir soruna dönüşüyor. Ailelerin tehlikeyi fark etmesi, olaylara müdahale etmesi geciktikçe, çocukların ruhunda açılan yaraların iyileşmesi daha da zorlaşıyor. Hatta bazen işler o kadar ilerliyor ki çocuğunuz karşınıza geçiyor ve cinsiyetini ameliyatla değiştirmek istediğini söylüyor. Böylece geri dönüşü olmayan bir yolun kapıları aralanmış oluyor.
Çocuklar üzerinde yapılan planlar, kendi cinsel kimlikleri üzerinden yaşadıkları karmaşa ile sınırlı değil. Erkeklerin kadınlara karşı şiddet içeren duygularla dolup taşmasını sağlamak da bu planlara dahil. Çünkü eşler arasındaki şiddetli geçimsizlik hem aile hem de toplum huzurunu derinden sarsacak bir tehlike. Maalesef son zamanlarda yaşanan birçok talihsiz olay da bu amaç için çalışan güçlerin, hedeflerine ulaşmaya başladıklarını gösteriyor. Bu olaylar sonucunda küçücük çocuklar ve hassas dönemdeki ergenler de payına düşeni alıyor. Ya ciddi psikolojik sorunların içine düşüyor ya da dijitaldeki kötü akımların bir aparatı haline dönüşüyor.
Peki bu kadar tehlikeli bu kulvarda bizler neler yapmalıyız? Bu bataklıklarda evlatlarımızın yitip gitmesini önlemek için nasıl bir yol izlemeliyiz?
Öncelikle ruh sağlığı çalışanları olarak kendimizi bu konuda eğitmeli, bu zamanın silahı olan bilgilerle kendimizi donatmalıyız. Sonrasında da hem ailelerin bu yolda eğitilmesi hem de çocukların bu mecralardan uzak tutulması için gerekli adımları atmalıyız.
Bu alandaki tehlikeler ve bu tehlikelerle mücadele etmek ateşten bir gömlek. Bizler bu ateşten gömleği giyerek neslimizi korumaya talibiz. Eğer biz bunu yapmazsak o ateş yavrularımızı dolayısıyla da yarınlarımızı ve geleceğimizi kül edecek. Buna izin vermek gibi bir lükse sahip değiliz. İnşallah bu yolda sorumluluk sahibi, aklı selim tüm meslektaşlarımızı da yanımızda görmek istiyoruz.
Şimdilerde herkesin diline pelesenk olan bir söz: “Bu devirde anne-baba olmak zor’’. Hem bir psikolog hem bir anne olarak maalesef ben de katılıyorum bu söze. Peki neden? Çünkü her şey yapaylaştı. Yediğimiz içtiğimizden tutun da davranışlarımıza kadar her şeyin doğallığı bozuldu. Oyun oynamak hoplamak zıplamak çocuğun doğasıyken, şimdi tabletten bir şeyler izlemek oldu çocukların rutinleri.
Doğallığını kaybeden şeyler arasında ne yazık ki cinsiyetlerimiz de yer almaya başladı. Her yerde görür olduk, duyar olduk eşcinsellik ve türevlerini. Eşcinselliğin reklamını yapmayan bir film bulmak neredeyse imkânsız hale geldi. Küçücük çocukların hikâye kitaplarına, gençlik dizilerine kadar sızmaya başladılar. Yani çocuklarımızı eşcinsellik sorunundan korumak bir hayli zorlaştı.
Eskiden her şey doğaldı. Erkek erkekti, kadın ise kadındı. Şimdi herkes her şey olabiliyor (!) Belli bir cinsiyette doğan kişiler, kendi kimliğini reddedip ‘hayır, ben kendimi erkek veya kız gibi hissetmiyorum’ diyebiliyor. Üstelik bunu normalleştiren veya destekleyen bazı ebeveyn, arkadaş ve psikologlarla içine düştükleri sorunu daha da derinleştiriyorlar.
Bizim minik yavrularımız nelere maruz kalıyor ve kalacak ah bir bilseniz! Bizler ebeveynler olarak medyayı ve ekranı bilinçli kullansak bile bunu bilinçsiz kullanan anne-babaların çocukları ile aynı ortamı paylaşıyor çocuklarımız. Aynı okula gidip saatlerce vakit geçiriyorlar. Aynı parklarda oynuyorlar. Arkadaş, dost olabiliyorlar ve bizim ruhumuz bile duymayabiliyor.
Bu kadar kötümser bir tablo çizdikten sonra iyi bir haber vereyim! Çocuğumuzun eşcinsellik ağına düşmemesi için ebeveynler olarak yapabileceğimiz çok fazla şey var. Ama bu başka bir yazıya kalsın. Sadece şunu bilmeniz gerek, eşcinsellik kader ya da doğuştan gelen, içinden çıkılmaz bir şey değil! Tedavi edilebilir bir sorun. Eğer bu konuda sorun yaşayan bir çocuğunuz veya tanıdığınız varsa, doğru psikologla yola çıktıklarında bu sorundan kalıcı olarak kurtulmaları mümkün. Yeter ki siz ebeveynler arkalarında durun ve onları içine düştükleri bu sorunla baş başa bırakmayın.
Psikolog
Eda Nur ÜLKER ABUBAKAR
Çok dehşetli bir çağda yaşıyor, çocuk yetiştirmenin de bir o kadar zorlaştığı dönemlerden geçiyoruz.
Bugün size cinsel kimlik karmaşasından bahsetmek istiyorum. Yüksek oranda erkek çocuklarında gözlemlenen bu durum aynı zamanda kız çocuklarında da görülebiliyor. Bu yazımda erkek çocukları üzerinde duracağım. Bir çocuğun erkek olarak doğmasına rağmen kız çocuklarının aktivitelerine katılmak istemesi, onların eşyalarına ilgi duyması, kızlarla oynamak istemesi gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz. Böyle durumlarda anne-babalar, bizim için kimlik karmaşası sorununun bu belirtilerini göz ardı edebiliyor, görse bile çok önemsemeyebiliyor. Ancak süreç her zaman sorunsuz işlemiyor.
Küçük yaşlarda böyle eğilimleri olan erkek çocuklarımız, doğru bir cinsel kimlik eğitimi ve anne babaların rollerini doğru şekilde üstlenmesiyle düzelebiliyor. Ancak bu dönemlerde belirtiler göz ardı edilirse, ilerleyen süreçte çocuğun bu eğilimleri artış gösteriyor. Bunu engellemek için erken yaşta müdahale çok önemlidir. Şunu bilmeliyiz ki cinsel kimlik rolleri öğrenilir. Bu yüzden anne ve babanın çocuğu kendi öz cinsiyetine yönlendirmesi gerekir.
Çocuk dünyaya geldiğinde ilk önce anneyle bağ kuruyor. Babayla aralarındaki bağ ise zaman içerisinde oluşuyor. Bu bağın sağlıklı bir şekilde kurulması çok önemlidir. Erkek çocuklarında görülen cinsel kimlik karmaşası sorununun çözümünde babalarımıza büyük görev düşüyor.
Peki nasıl?
Bir baba mutlaka babalık rolünü üstlenmeli, sorumluklarını almalı ve çocuğuyla paylaşımlarda bulunmalı, onunla vakit geçirmelidir. Evde hiç olmayan baba, evde olsa da pasif olan, çocuğuyla vakit geçirmeyen, eve geldiğinde ailesiyle vakit geçirmeden televizyon izleyen bir baba, eşi ve çocuğuyla olan ilişkisinin zarar görmesine sebep olur. Böyle bir ortamda büyüyen çocukta baba rolü pasif olduğu için bu eğilimlerle karşılaşma oranı artıyor. Çünkü erkek çocuğu, rol model alabileceği bir baba figürü göremiyor. Anne daha çok ön planda ve baskın karaktere bürünüyor. Böylelikle çocuklarla en çok vakit geçiren anne oluyor ve erkek çocuğu rol model olarak anneyi örnek alıyor. Bu durumun önüne geçmek için babalarımızın ev içindeki sorumluluklarını üstlenmesi gerekiyor.
Bazı durumlarda da baba sorumluluklarının bilincinde olsa bile anneler çok korumacı olabiliyor. Çocukların babayla vakit geçirmelerine, doğalarına uygun etkinlikler yapmalarına engel olabiliyor. Annelerin bu durumda geride durup erkek çocuklarının babalarıyla bağ kurmalarına izin vermeleri gerekiyor. Anneler bunu, çocuklarını korumak ve kendilerince en iyi şekilde onlara bakabilmek için yapıyor ama şunu bilmeliyiz ki yaratılış gereği erkek çocukları hareketlidir ve bedensel oyunlara yatkındırlar. Bunu da en iyi babayla karşılarlar. Onları bu konuda desteklemeli ve engellememeliyiz. Babayla erkek çocukların doğasına uygun aktiviteler yapmasına müsaade etmeliyiz ki kendine güveni gelişsin; kendi potansiyelini ortaya çıkarma fırsatı bulabilsin. Bu fırsatı bulamayan çocuklar, içine kapanık, narin ve kırılgan yapıya sahip olabiliyor. Zamanla erkek arkadaşlarının oyunlarına katılamıyor; onlardan iyice uzaklaşıyor. O yüzden erkek çocuklarının erkek rolünü babasından veya çevresindeki yakın erkek rol modellerinden öğrenmesine müsaade edilmeli ve cinsel kimliği doğru bir şekilde öğretilmelidir.
Eğer baba hayatta değilse ne yapmalıyız? Amca, dayı, abi gibi ona rol model olabilecek alternatifler bulup, onlarla iyi vakit geçirmesini sağlamalıyız.
Günümüzde yaygınlaşan ve normalleştirilmeye çalışılan homoseksüellik, büyük bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. Cinsel kimlik karmaşasıyla başlayan bu durum, çözülemediği zaman yanlış bir yaşantıyla sonuçlanmaktadır.
Cinsel kimlik karmaşası; ruhsal ve aile dinamikleriyle ilgili bir sorun olmakla birlikte sosyal çevrenin etkisiyle oluşan bir kimlik sorunudur. Gençlerimizi ve çocuklarımızı fazlaca olumsuz etkileyen anormal bir durumdur.
Bu konuyla ilgili bilinçlendirme çalışmaları yapılarak ailelerimizi, çocuklarımızı, geçlerimizi ve toplumu bilinçlendirmek önemlidir.
Peki gençlerimizin Kimlik Karmaşası Yaşamasına Sebep Olan Etkenler Nelerdir?
Çocuklarımızın 3-12 yaş arası dönemi, cinsel kimliğini anlamasında ve kazanmasında çok önemli bir dönemdir.
Erkek çocuklarda babanın oğluyla sağlıklı bir iletişim kurması, annenin artık belli bir yaştan sonra biraz geri çekilmesi ve sorumluluğu babaya teslim etmesi gerekir.
Abartılmış anne şefkati ve sevgisi, erkek çocukta homoseksüel evrede kendine acıma duygularını uyandırır. Çocuğun durumunu fark eden erkek yaşıtları tarafından ‘süt kuzusu, hanım evladı, nonoş’ gibi ifadelerle kendisiyle dalga geçilmesi çocuğun kendini erkek arkadaşlarından soyutlamasına sebep olur. Bu durum da erkek çocuğun, başka erkeklere hayranlık duymasına ve yanlış bir duygusal bağlanmaya hatta homoseksüelliğe meyletmesine sebep olur. Ve çocuk ilerleyen zamanda kendini “gey” olarak belirtmeye başlar.
Baba rolü, erkek çocuklarının cinsel kimliklerinin oluşumunda çok önemlidir. Baba oğluyla kaliteli bir zaman geçirip onunla sağlıklı ve kuvvetli bir bağ kurduğu zaman bu sorunlarla karşılaşmanın önü alınmış olur. Çocuk sağlıklı bir cinsel kimlikle hayatına devam eder.
Kız çocuklarının anneyle arasında sağlıklı bir bağ ve iletişim gelişmediği zaman çocuk kendini zayıf hissedip cinsel kimlik karmaşası yaşayabilir. Kız çocukları için anne şefkati ve sevgisi çok önemlidir.
Annesini zayıf, güçsüz ve ezik bir kadın olarak algılayan bir kız çocuğu ilerleyen zamanlarda, güçlü, ezik olmayan bir kadın gördüğünde ona yanlış bir duygusal düşünceyle eğilim gösterebilir. Hatta ergenlikle birlikte kendini “lezbiyen” bir birey olarak ifade eder.
Toplumumuzda eşcinsellikle ilgili olarak ‘normal bir durum ya da tercihtir’ şeklindeki düşünceler, gençlerimizin bu konuyla ilgili onaylandığını, destek gördüğünü düşünmesine ve eşcinsel bir hayatı yaşam şekline dönüştürmesine sebep oluyor.
Cinsel kimlik karmaşası yaşayan gençlerde aynı anda din karmaşası yaşama durumu da olabiliyor. Homoseksüellik İslam dinine göre yasaklanan bir yönelim şekli olduğu için, gençler din ile çelişmemek için dinden çıkabiliyor ateist veya deist olabiliyorlar. Kimi zaman da manevi yönünü güçlendiren bir genç, bu yönelimin yanlış olduğunu düşünerek homoseksüellikten vazgeçebiliyor.
Cinsel Kimlik Karmaşası Yaşayan Gençlerimize Nasıl Yardımcı Olmalıyız?
Çocuğumuzun böyle bir yönelimi olduğunu fark ettiğimiz anda güvenilir bir uzmandan yardım almalıyız. Bu durumda olan çocuğumuza ebeveynleri olarak yardımcı olmak onun yanında olduğumuzu hissettirmek önemlidir. Aileler olarak kendimiz de bu konularda bilinçlenmeliyiz. Çocuğumuzla bağlarımızı daha da güçlendirmeliyiz. Çünkü cinsel kimlik karmaşasının en temel sebebi sevgi eksikliğidir. Dinimizin bu konuya bakışını en iyi şekilde çocuklarımıza anlatmamız iyi olacaktır.
Hayırlı, sağlıklı ve bilinçli nesiller yetiştirebilmek umuduyla…
Ebeveyn ve eğitimcilerin Homoseksüellik konusundaki endişelerinin oldukça fazla olduğu bir dönemdeyiz. Bu konunun önemini şu şekilde anlatalım ki taşları rayına oturtabilelim. Nasıl ki sağlık alanında erken teşhis ve tedavinin önemini vurguluyorsak, ruh sağlığı alanındaki konularda da var olan sorunların belirtilerini görebilmeyi, bir bütün olarak toparlayabilmeyi ve akabinde işin uzmanları ile süreci yönetmeyi de öyle önemsemeliyiz.
Homoseksüelliğin belirtileri küçük yaşlarda görülür mü? Oğlumuzun veya kızımızın bu sürecin eşiğinde olduğunu nasıl anlayabiliriz? Belirtiler ya da ipuçları var ise sürece dair nasıl tedbirler almalıyız? İşin uzmanını bulmak ve doğru yönlendirme için nerelere başvurmalıyız? Tüm bu soruların cevabını gelin birlikte arayalım.
Küçük yaşlardaki bazı çocuklarda homoseksüellik belirtileri kolayca fark edilebilir. Ancak okumasını bilmiyor olabiliriz. Ya da bir başlık altında toplayamıyor da olabiliriz. Bu belirtiler küçük yaşlarda karşımıza mutlaka çıkmaktadır. Peki, nedir bu belirtiler? İlk olarak, ısrarla karşı cinse yönelme isteği veya öyle olduğuna dair şüphelerin varlığı diyebiliriz. Örneğin; karşı cinsin kıyafetini giyme, oyuncaklarıyla oynama isteği bir risk faktörüdür. Büyüdükçe erkek çocuklarının feminen; kız çocuklarının maskülen giyim tarzını taklit etmesi sorunu daha da derinleştirir. Çocuğun oyun dünyasındaki taklide dayalı oyunlarda güçlü bir biçimde karşı cins rolleri tercih etmesi, benimsemesi ya da karşı cinsten olma gibi hayaller kurması belirti dünyamızın bir başka faktörüdür. Bir erkek çocuğu ısrarla evcilik oyunları gibi feminen oyunlar kurma ya da o oyunlarda bulunma isteği gösteriyorsa yahut tam tersi bir kız çocuğu erkek çocuğunun oynadığı oyun ve faaliyetlerinde bulunmak istiyorsa, bu durum tehlikelidir.
Oyun dünyaları çocukların iç dünyasının yansımasıdır. Çocuğun oyun arkadaşlarını devamlı karşı cinsten seçmesi, hem cinsleriyle oyun kuramaması ya da devam ettirememesi gibi durumlar da kafamızda bir soru işareti oluşturmalıdır. Bu tarz belirtilerin farkına vardıktan sonra doğru yorumlayabilmek için işin uzmanı psikologlardan yardım almak gerekir. Çoğu belirti olsa bile çocuğa hemen cinsel kimlik karmaşası yaşadığı damgası vurulmamalıdır. Sadece ileriki dönemlerde (ergenlik dönemi gibi) homoseksüel olma ihtimaline karşı bizi uyanık olmaya sevk etmelidir.
Cinsel kimlik karmaşası yaşayan erkek çocuklarında, hem cinsi olan erkek çocuklarıyla oynamada isteksizlik, diğer erkek çocuklarından mahrem bölgelerini saklarken karşı cins kız çocuklarının yanında saklamama, utanmama; hareketli, vurdulu, kırdılı oyunlardan (futbol gibi) korkma gibi belirtiler şiddetli bir şekilde görülür.
Kimi durumlarda 2-4 yaşa kadar görülebilen cinsel yönelim sorunu, erkek çocukları için baba faktörünü ön plana çıkararak, ilişkilerini daha güçlü hale getirerek aşılabilir. Babayı aktifleştirememe durumunda rol model olabileceği abi, dayı, amca gibi modelleri çocuğa sunmalıyız. Annenin çocuğuna karşı aşırı bağlanma durumu varsa bu bağlanma sadece annesini rol model almasına sebep olacaktır. Bu da cinsel yönelim soruna zemin hazırlayan risk faktörlerindendir.
Çocuğun cinsel kimlik karmaşası yaşadığından emin olduğumuzda, bir uzmanın desteğiyle sürecin altında yatan sebepleri bulmalıyız. Ebeveynlerden karşı cins olanla bağımlı ilişki kurma, hemcins ebeveynle ilişkide problemin olması ya da arkadaşları tarafından dışlanma durumunun olması, cinsel taciz gibi deneyimlerin varlığı sürecin altında yatan sebeplerden biri olabilir. Eğer temel sebep ya da sebepler bulunursa çözümün en önemli parçası ortaya çıkmış olacaktır. Uzman kişilere yönlendirilerek sebeplerin ortaya çıkarılması, var olan sebeplerle kişinin yüzleşmesinin sağlanması ve iç dünyalarında baskılanan duyguların açığa çıkarılması, sürecin daha sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlayacaktır.
İşin uzmanlarına nereden ulaşabiliriz derseniz, Nesli Koruma Hareketi sizler için burada. İrtibata geçip ruh sağlığı uzmanları ile sağlıklı bir şekilde yol alabilirsiniz.
Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere…
Bize Ulaşın