06May2026

Aslını bilmeyen neslini ihya edemez

Kategori: Blog

Your blog category
özlem gınık
Blog

Dikkat! Cinsel Kimlik Karmaşası ile Zihinler İşgal Altında

Çocuk Gelişimi Uzmanı/ Aile Danışmanı
ÖZLEM GINIK

Blog

GENÇLERİMİZDE HOMOSEKSÜEL EĞİLİM

GENÇLERİMİZDE HOMOSEKSÜEL EĞİLİM

Yazar

Psikolojik Danışman Zahide Pektaş

GENÇLERİMİZDE HOMOSEKSÜEL EĞİLİM

 

Günümüzde yaygınlaşan ve normalleştirilmeye çalışılan homoseksüellik, büyük bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. Cinsel kimlik karmaşasıyla başlayan bu durum, çözülemediği zaman yanlış bir yaşantıyla sonuçlanmaktadır.

Cinsel kimlik karmaşası; ruhsal ve aile dinamikleriyle ilgili bir sorun olmakla birlikte sosyal çevrenin etkisiyle oluşan bir kimlik sorunudur. Gençlerimizi ve çocuklarımızı fazlaca olumsuz etkileyen anormal bir durumdur.

Bu konuyla ilgili bilinçlendirme çalışmaları yapılarak ailelerimizi, çocuklarımızı, geçlerimizi ve toplumu bilinçlendirmek önemlidir.

Peki gençlerimizin Kimlik Karmaşası Yaşamasına Sebep Olan Etkenler Nelerdir?

Çocuklarımızın 3-12 yaş arası dönemi, cinsel kimliğini anlamasında ve kazanmasında çok önemli bir dönemdir.

Erkek çocuklarda babanın oğluyla sağlıklı bir iletişim kurması, annenin artık belli bir yaştan sonra biraz geri çekilmesi ve sorumluluğu babaya teslim etmesi gerekir.

Abartılmış anne şefkati ve sevgisi, erkek çocukta homoseksüel evrede kendine acıma duygularını uyandırır. Çocuğun durumunu fark eden erkek yaşıtları tarafından ‘süt kuzusu, hanım evladı, nonoş’ gibi ifadelerle kendisiyle dalga geçilmesi çocuğun kendini erkek arkadaşlarından soyutlamasına sebep olur. Bu durum da erkek çocuğun, başka erkeklere hayranlık duymasına ve yanlış bir duygusal bağlanmaya hatta homoseksüelliğe meyletmesine sebep olur. Ve çocuk ilerleyen zamanda kendini “gey” olarak belirtmeye başlar.

Baba rolü, erkek çocuklarının cinsel kimliklerinin oluşumunda çok önemlidir. Baba oğluyla kaliteli bir zaman geçirip onunla sağlıklı ve kuvvetli bir bağ kurduğu zaman bu sorunlarla karşılaşmanın önü alınmış olur. Çocuk sağlıklı bir cinsel kimlikle hayatına devam eder.

Kız çocuklarının anneyle arasında sağlıklı bir bağ ve iletişim gelişmediği zaman çocuk kendini zayıf hissedip cinsel kimlik karmaşası yaşayabilir. Kız çocukları için anne şefkati ve sevgisi çok önemlidir.

Annesini zayıf, güçsüz ve ezik bir kadın olarak algılayan bir kız çocuğu ilerleyen zamanlarda, güçlü, ezik olmayan bir kadın gördüğünde ona yanlış bir duygusal düşünceyle eğilim gösterebilir. Hatta ergenlikle birlikte kendini “lezbiyen” bir birey olarak ifade eder.

Toplumumuzda eşcinsellikle ilgili olarak ‘normal bir durum ya da tercihtir’ şeklindeki düşünceler, gençlerimizin bu konuyla ilgili onaylandığını, destek gördüğünü düşünmesine ve eşcinsel bir hayatı yaşam şekline dönüştürmesine sebep oluyor.

Cinsel kimlik karmaşası yaşayan gençlerde aynı anda din karmaşası yaşama durumu da olabiliyor. Homoseksüellik İslam dinine göre yasaklanan bir yönelim şekli olduğu için, gençler din ile çelişmemek için dinden çıkabiliyor ateist veya deist olabiliyorlar. Kimi zaman da manevi yönünü güçlendiren bir genç, bu yönelimin yanlış olduğunu düşünerek homoseksüellikten vazgeçebiliyor.

Cinsel Kimlik Karmaşası Yaşayan Gençlerimize Nasıl Yardımcı Olmalıyız?

Çocuğumuzun böyle bir yönelimi olduğunu fark ettiğimiz anda güvenilir bir uzmandan yardım almalıyız. Bu durumda olan çocuğumuza ebeveynleri olarak yardımcı olmak onun yanında olduğumuzu hissettirmek önemlidir. Aileler olarak kendimiz de bu konularda bilinçlenmeliyiz. Çocuğumuzla bağlarımızı daha da güçlendirmeliyiz. Çünkü cinsel kimlik karmaşasının en temel sebebi sevgi eksikliğidir. Dinimizin bu konuya bakışını en iyi şekilde çocuklarımıza anlatmamız iyi olacaktır.

Hayırlı, sağlıklı ve bilinçli nesiller yetiştirebilmek umuduyla…

 

 

 

 

 

 

Blog

ÇOCUKLUK DÖNEMİ VE HOMOSEKSÜELLİK

ÇOCUKLUK DÖNEMİ VE HOMOSEKSÜELLİK

Yazar

Psikolojik Danışman Ümmühan DEMİRDAĞ

ÇOCUKLUK DÖNEMİ VE HOMOSEKSÜELLİK

Ebeveyn ve eğitimcilerin Homoseksüellik konusundaki endişelerinin oldukça fazla olduğu bir dönemdeyiz. Bu konunun önemini şu şekilde anlatalım ki taşları rayına oturtabilelim. Nasıl ki sağlık alanında erken teşhis ve tedavinin önemini vurguluyorsak, ruh sağlığı alanındaki konularda da var olan sorunların belirtilerini görebilmeyi, bir bütün olarak toparlayabilmeyi ve akabinde işin uzmanları ile süreci yönetmeyi de öyle önemsemeliyiz.

Homoseksüelliğin belirtileri küçük yaşlarda görülür mü? Oğlumuzun veya kızımızın bu sürecin eşiğinde olduğunu nasıl anlayabiliriz? Belirtiler ya da ipuçları var ise sürece dair nasıl tedbirler almalıyız? İşin uzmanını bulmak ve doğru yönlendirme için nerelere başvurmalıyız? Tüm bu soruların cevabını gelin birlikte arayalım.

Küçük yaşlardaki bazı çocuklarda homoseksüellik belirtileri kolayca fark edilebilir. Ancak okumasını bilmiyor olabiliriz. Ya da bir başlık altında toplayamıyor da olabiliriz. Bu belirtiler küçük yaşlarda karşımıza mutlaka çıkmaktadır. Peki, nedir bu belirtiler? İlk olarak, ısrarla karşı cinse yönelme isteği veya öyle olduğuna dair şüphelerin varlığı diyebiliriz. Örneğin; karşı cinsin kıyafetini giyme, oyuncaklarıyla oynama isteği bir risk faktörüdür. Büyüdükçe erkek çocuklarının feminen; kız çocuklarının maskülen giyim tarzını taklit etmesi sorunu daha da derinleştirir. Çocuğun oyun dünyasındaki taklide dayalı oyunlarda güçlü bir biçimde karşı cins rolleri tercih etmesi, benimsemesi ya da karşı cinsten olma gibi hayaller kurması belirti dünyamızın bir başka faktörüdür. Bir erkek çocuğu ısrarla evcilik oyunları gibi feminen oyunlar kurma ya da o oyunlarda bulunma isteği gösteriyorsa yahut tam tersi bir kız çocuğu erkek çocuğunun oynadığı oyun ve faaliyetlerinde bulunmak istiyorsa, bu durum tehlikelidir.

Oyun dünyaları çocukların iç dünyasının yansımasıdır. Çocuğun oyun arkadaşlarını devamlı karşı cinsten seçmesi, hem cinsleriyle oyun kuramaması ya da devam ettirememesi gibi durumlar da kafamızda bir soru işareti oluşturmalıdır.  Bu tarz belirtilerin farkına vardıktan sonra doğru yorumlayabilmek için işin uzmanı psikologlardan yardım almak gerekir. Çoğu belirti olsa bile çocuğa hemen cinsel kimlik karmaşası yaşadığı damgası vurulmamalıdır. Sadece ileriki dönemlerde (ergenlik dönemi gibi) homoseksüel olma ihtimaline karşı bizi uyanık olmaya sevk etmelidir.

Cinsel kimlik karmaşası yaşayan erkek çocuklarında, hem cinsi olan erkek çocuklarıyla oynamada isteksizlik, diğer erkek çocuklarından mahrem bölgelerini saklarken karşı cins kız çocuklarının yanında saklamama, utanmama; hareketli, vurdulu, kırdılı oyunlardan (futbol gibi) korkma gibi belirtiler şiddetli bir şekilde görülür.

Kimi durumlarda 2-4 yaşa kadar görülebilen cinsel yönelim sorunu, erkek çocukları için baba faktörünü ön plana çıkararak, ilişkilerini daha güçlü hale getirerek aşılabilir. Babayı aktifleştirememe durumunda rol model olabileceği abi, dayı, amca gibi modelleri çocuğa sunmalıyız. Annenin çocuğuna karşı aşırı bağlanma durumu varsa bu bağlanma sadece annesini rol model almasına sebep olacaktır. Bu da cinsel yönelim soruna zemin hazırlayan risk faktörlerindendir.

Çocuğun cinsel kimlik karmaşası yaşadığından emin olduğumuzda, bir uzmanın desteğiyle sürecin altında yatan sebepleri bulmalıyız. Ebeveynlerden karşı cins olanla bağımlı ilişki kurma, hemcins ebeveynle ilişkide problemin olması ya da arkadaşları tarafından dışlanma durumunun olması, cinsel taciz gibi deneyimlerin varlığı sürecin altında yatan sebeplerden biri olabilir.  Eğer temel sebep ya da sebepler bulunursa çözümün en önemli parçası ortaya çıkmış olacaktır. Uzman kişilere yönlendirilerek sebeplerin ortaya çıkarılması, var olan sebeplerle kişinin yüzleşmesinin sağlanması ve  iç dünyalarında baskılanan duyguların açığa çıkarılması, sürecin daha sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlayacaktır.

İşin uzmanlarına nereden ulaşabiliriz derseniz, Nesli Koruma Hareketi sizler için burada. İrtibata geçip ruh sağlığı uzmanları ile sağlıklı bir şekilde yol alabilirsiniz.

Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere…

 

Sosyal-Hizmet-Uzmanı-ve-Aile-Danışmanı—Özge-Bilgin-Kılıç
Blog

Çocuklarda Sporun Cinsel Kimlik ve Özgüven Gelişimine Faydaları

Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile Danışmanı – Özge Bilgin Kılıç

Blog

Cinsiyetimi toplum bilmeli mi?

Cinsiyetimi toplum bilmeli mi?

Yazar

Habibe POLAT

Cinsiyetimi toplum bilmeli mi?

BİLMEK…

 

Bilinmek arzusu ile insan yüzyıllardır araştırır öğrenir. Önce kendisine sonra bilime katkı sağlayarak aslında kendisinin de bilinmesini ister. İnsan fıtrat üzere bilinmek ister ve bilgisinin paylaşılması, bilginin altında yatan kendi benliğini su yüzüne çıkarması durumudur.

Toplumda her cansız varlık kendisine has özellikleriyle vardır ve bu durum kabul görmüş sorgulanmayan bir gerçekliktir. İnsanın bir diğer insandan farkı ise temel çizgide kadın-erkek ayrımındadır. 

Tolumun temel yapı taşı olan insan, cinsiyetiyle vardır. Kişi kendisini toplumda cinsiyetiyle konumlandırır ve cinsiyetine uygun insanca bir muamele bekler. Bu yüzden de bilme merakını önce kendi üzerinde gidermek ister.

 

CİNSİYET KİMLİĞİ SORUNU

Cinsiyet karmaşası yaşayan bir bireyin kendini toplumda konumlandırabilmesi oldukça zordur. Bunun için önce ruh ve beden dengesi sağladığı bir cinsiyet kimliği olmalıdır.

Cinsiyet kimliğine bürünmek, özellikle ergenlik döneminde bir bunalım haline dönüşebilir. Kişinin kendisini tanımasının, kişiliğini keşfetmesinin ilk adımlarında fiziksel değişiminin yanı sıra ruhsal ve zihinsel değişimler yaşayabilir. Bu durum oldukça normal kabul edilmektedir.

 

CİNSİYET KARMAŞASININ SEBEPLERİ NELERDİR?

Fiziksel değişimi ele alarak başlayalım. 12-21 yıllarına denk gelen bu dönemde kişi yoğun bir fiziksel değişim yaşar. Kişinin bu değişimleri zaman içinde kabul etmesi daha kolayken ruhsal olarak aynı hızla kabul etmesi zor olabilir. Çünkü bu durumun normal olabileceğini kabul etmek daha kolayken “ben sivilcelerimle de güzelim” demek daha zordur ve kabulü bir süreç gerektirir. 

Cinsiyet karmaşası yaşayan bireyler için de durum aynıdır. Zaten birey bir cinsiyet üzere doğmuştur. Cinsiyet karmaşasının altında yatan zihinsel, ruhsal ve psikolojik sebepler yanında toplumsal sebepler de bulunmaktadır. 

Bazı kitlelerin ideolojileri doğrultusunda medyayı kullanarak 25. Karenin de etkisiyle bireyleri manipüle etmeleri onlarda cinsel kimliklerine dair zihinsel bir karmaşaya sebep olabileceği gibi, kişinin içinde büyüğü aile bireylerinin yaklaşımları da kişide psikolojik bir karmaşaya sebep olabilecektir. Örneğin aile içinde bir kenarda kalan, pasif, etkisiz eleman gibi duran güçsüz bir baba profili varsa bu ailede büyüyen çocuk ya daha güçlü, babası gibi olmayan bir erkek olmak isteyebilir ya da baba rolünü üstlenen anne gibi olmak isterken farkında olmadan annenin cinsiyetine karşı da yönelim sağlayabilir. Ya da tam tersi bir durumda, eşinden psikolojik veya fiziksel şiddet gören bakımsız, bir köşeye itilip sözünün değeri olmayan bir anne varsa; kişi anne gibi bir kadın değil güçlü, haksızlığa boyun eğmeyen bir kadın olmak isteyebilir ya da gücü elinde bulunduran babasına karşı annesine olan kızgınlıkla cinsel bir yönelim gösterebilir. 

Her iki örnekte de psikolojik sebeplerin yanında ruhsal bir problem olduğu aşikârdır. Bu problemin çözümü farkındalık ile başlar. Kadını kadın, erkeği erkek kimliğinden uzaklaştırmayan bir uzmandan destek almak elbette mümkün.

Aydınlanma döneminin erken düşünürlerinden olan Spinoza, ruh ve bedenin zorunluluk içerisindeki işleyişinin paralel olduğunu, ruh ve bedenin uyum içerisinde olması gerektiğini söyler. Bu denge bozulmaz ancak insan ruhu bedenin etkilerine maruzdur. Bedenin etkilenimlerinin neden olduğu tutkular karşısında edilgen değil etken olmak insanoğlunun gücünün olduğunu ve bu gücün insan ruhunu özgür ve bilge yaptığını söyler. 

Bu nedenle kişinin bedeniyle kendi kimliğine uygun yönelimlerde bulunmaması halinde ruhun üzerinde baskı artacak ve ruhsal problemler daha da derinleşecektir. Esasen cinsel kimlik karmaşası, ayrı bir başlık altında ayrıntılı incelenmesi gereken önemli bir konudur.

Başlı başına ele alınması gereken önemli bir diğer konu da hormonal değişikliklerdir. Kadında östrojen, erkekte testosteron hormonu yüksektir. Örneğin kadında östrojen hormonu az, testosteron hormonu fazla ise kadın kendini erkek gibi hissetmeye başlayacaktır. Hormonlar tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibidir. Okul, çalışma hayatı gibi kadın ve erkeği aynı ortamda bulunmaya zorunlu kılan ortamlar aynı zamanda kadına erkeklik hormonlarını, erkeğe de kadınlık hormonu olan östrojen hormonunu bulaştırır. Basit bir örnek verelim; kadın bir erkeğin giydiği ceketi giydiğinde erkek gibi hareket etmeye başlayacaktır. Bu durum aynı zamanda enerji boyutunda bir aktarımdır. Aynı şekilde erkeğin altın yüzük takmasıyla altında bulunan östrojen hormonu erkeğe geçip hormonlarını bozar. Yine küçük yaşta kız oyuncaklarıyla oynayan erkek çocukları östrojen hormonuna maruz kalacaktır. Yediğimiz gıdalarda da aynı hormonlar bulunur. İçinde östrojen hormonu bulunan tavuk, yiyene kadınlara has hormonlar aktaracaktır. Buradan görüyoruz ki farklı bir cinse yönelim doğuştan olan bir sebeple değil sonradan oluşan birtakım sebepler ile değişebilir.

Çift cinsiyetle doğan bir kişinin hangi cinsiyette olduğu ise yine hormonlarla doğmadan önce dahi belirlenmiş bir durumdur. Hangi cinsiyette olduğu yine hormonlara ve hormonların etkisiyle küçük yaşta gösterilen yönelimlere göre belirlenir. Burada çocuğun farkındalık kazanması için anne babanın ciddi bir sorumluluğu vardır. Aksi takdirde geri dönüşümü çok zor olan bir sürece girilebilir. 

Bu sebeplerle diyebiliriz ki; kişi kendi varlığını bilmek, olduğu ve hissettiği gibi kendini toplumda görmek ister. Bu da fıtratına uygun hareket etmekle, farkındalıkla ve bilinçli olmakla mümkündür.

Kişinin kendisini, temel özelliklerini gizlemeye ya da farklı göstermeye çalışması kişinin yaşadığı ruhsal problemin de derinleşmesine sebep olur. 



Blog

Kalbe Şifa Ayetler

Kalbe Şifa Ayetler

Yazar

Yasemin Aişe VURAL

Kalbe Şifa Ayetler

Merhaba;

 

Bu çalışma senin için benim için kalbinde yaşarken gücü hissetmen ve hayatı anlamlandırman için.

 

Dostumuz Allah bize kelamı olan Kuranı Kerim ile ulaşıyor.  Bizi yaradan nelere ihtiyacımız olduğunu çok iyi bildiğinden, hisslerimizi, duygularımızı, tavır ve davranışlarımızı bize tarif ediyor. En önemlisi ise bu kitapta yalnız olmadığımızı ve her daim bizimle olduğunu, Ona ulaşmanın çok kolay ve rahat birçok yolu olduğunu anlatıyor. 

Tek bir şartla eğer istersek. 

İrademizi, Onu tanımak için, gönderdiği kitabı okumaya ve anlamaya yönlendirirsek. Akıl becerilerimizi, mantık kurallarıyla beraber anlamak için çabalarsak mutlaka kazanan olacağımızı ve sonsuz yaşamda hayal bile edemeyeceğimiz güzelliklere kavuşacağımızı bizlere iletiyor. 

 

Rabbinin seni ne kadar sevdiğini ve her an seninle olduğunu hissetmen için.

Ruhun daraldığında yalnızlık bunalttığında, imtihanın zorluğu çepeçevre sardığında  çıkış yolunu göstermek için.





Previous slide
Next slide