Öncelikle “Her doğan çocuk , İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra , anne ve babası onu Hristiyan ,
Yahudi veya Mecusi yapar . ” (BUHARİ) Hadisi Şerifi-i ile inşaAllah söze başlayalım. Allah – u Teala bizi
yaratırken maddi ve manevi tüm güzellikleri ruhumuza , gönlümüze ve bedenimize nakşederek
yaratmıştır . Biz ise bu güzellikler yerine kendi görüşümüze göre bir düzenleneme yapmaya
kalkarsak, bununla beraber farkında olarak veya olmayarak ortaya kaos çıkarmış oluruz . Bunu çok
basit bir örnekle açıklayacak olursak ; yemek yememek de çok kararlı biri yememeye ne kadar direnç
gösterebilir , gösterse bile bedeni ne kadar buna dayanabilir ? Veyahutta vücut sıcaklığımız 20
santigratın altına düşerse yaşamımızı yitiririz öyle değil mi? İstediğimiz kadar ben soğukda kalıcam
diye diretip meydan okuyalım . Yaradılışımız gereği vücut yapımız buna müsaade etmez . Cinsiyet de
aynı bu şekilde , yaratılışın dışına çıkmaya çalıştıkça bataklığa sürükleniriz …
Allah-u Teala bize bu kadar nimetlerle rızıklandırıp birde üzerine bu dünyaya birer nefer olarak
gönderdiyse ve bunun karşılığında bizden sadece kulluk görevini yerine getirmemizi istiyorsa bizim
de bunu sorgulamadan koşulsuzca uymamız gerekmez mi? Nefer mi diye soracak olursanız , evet
nefer… Zariyat suresi 56.ayette Rabbimizin buyurduğu gibi “(Ben) cinleri ve insanları , ancak bana
ibadet etsinler diye yarattım!” Allah u Teala bizi bir kuş , ağaç olarak da yaratabilirdi. Demek ki
keşfedilmeyi bekleyen özelliklerimizin farkında olup , ömürlerimiz daha fazla tükenmeden harekete
geçmemiz gerek …
Cinsiyetsizlik kavramı , feminizm akımıyla ortaya çıkmaya başladı. Eşitsizlik adı altında insanların
psikolojilerine ve bilinç altlarına ne yazık ki bu kavramı dayatarak yerleştirdi. Oysaki Allah-u Teala
kadın ve erkeği yaratıp görev dağılımı yaparak her iki taraf içinde dünyevi yaşamı kolaylaştırdı. Tıpkı
bir elmanın iki yarısı gibi birbirini tamamlayıcı bireyler haline getirdi. Mesela yapılan bilimsel
araştırmalarda aynı ilaçların kadın ve erkeklerin farklı tepkiler verdiğini ortaya koymuştur. Çünkü
kadınlar zarif ve duygusal , erkekler ise çözüm odaklıdır.
Yüce Allah erkekleri kadınların reisi olarak yaratmasının sebebi kadınlar narin varlık olduğu içindir.
Zira bir erkeğin gücü ile bir kadının gücü eşdeğer değildir. İstenildiği kadar aksi iddia edilsin bunu
fizyolojik incelemelerle ve deney yoluyla da anlarız.
Bedenimi değiştirmek neden günah sorusunun cevabına gelince, aslında yukarıda açıklamasını
yapmış olduk. Bu minvalde devam edecek olursak ; Allah ‘ın yaratmış olduğu düzeni ters düz etmek
demekdir.Yani sümme haşa onun yarattığını beğenmemek , sen bilememişsin demektir.
Allah’u Teala bize bu bedeni emanet kılmıştır.İnsanın kendi bedeni üzerinde tasarruf hakkı yoktur.
Burada bizim yapmamız gereken ise gücümüz nispetince bu bedene en güzel şekilde bakıp , küçük
kıyametimiz yani ölüm vaktimiz geldiğinde bu emaneti alnımız açık yüzümüz ak olarak Allah u Teala ‘
ya teslim etmek olmalıdır.
Eşcinselliğin haram olduğuna dair delillerin bir kısmına değinecek olursak;
اِاللها َّر ْح ا َّر ِحيم َم ِن بِ ْســــــــــــــــــــــِم
Şu’ara Suresi 160.-175. Âyet ler
160- Lût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
161- Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Siz Allah’tan kormaz mısınız?”
162- “Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”
163- “Gelin artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”
164- “Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak
âlemlerin Rabbidir.”
165- “İnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?”
166- “Bırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!”
167- Onlar şöyle dediler: “Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın.”
168- Lût “Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim.”
169- “Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar.”
170- Biz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık,
171- Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.
172- Sonra geridekilerin hepsini helak ettik.
173- Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!
174- Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
175- Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Hud Suresi 69.-83. Âyet ler
69- Andolsun ki, İbrahim’e de elçilerimiz (melekler) müjde ile geldiler ve “selâm” dediler, o da
“selâm” dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi.
70- Fakat onların o buzağıya el sürmediklerini görünce, tuhafına gitti ve içinde onlara karşı bir korku
uyandı. Onlar da “Korkma, biz Lut’un kavmine gönderildik.” dediler.
71- İbrahim’in karısı ayakta duruyordu bunun üzerine yüzü güldü. Ona İshak’ı ve İshak’ın arkasından
da Ya’kub’u müjdeledik.
72- “Vay başıma gelene!” dedi, “Ben bir kocakarıyım, kocam da yaşlı bir adam. Bu gerçekten çok
tuhaf bir şey!”
73- Dediler: “Sen Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve berekâtı üzerinizdedir. Ey ev
halkı! Muhakkak ki O, hamiddir (övülmeye lâyıktır), meciddir (cömertliği boldur).”
74- İbrahim’den korku iyice geçip gidince, bu müjde de kendisine gelince, bizim (meleklerimiz)le Lut
kavmi hakkında tartışmaya girişti:
75- Çünkü İbrahim, çok yumuşak huylu ve çok yufka yürekli (yanık kalbli) idi.
76- Melekler: “Ey İbrahim! Bu konuda bizimle tartışmaktan vazgeç. Çünkü Rabbinin emri kesin olarak
geldi ve onlara geri çevrilmesi mümkün olmayan bir azap gelecektir.
77- Ne zaman ki, elçilerimiz Lut’a geldiler, bunların gelişleri yüzünden Lut fenalaştı, eli ayağı birbirine
dolaştı ve “Bu gün çetin bir gündür.” dedi.
78- Daha önceleri çirkin işler yapmış olan kavmi harıl harıl koşup geldiler. Lut onlara: “Ey kavmim!
İşte size kızlarım, onlar sizin için daha temizdirler. Gelin Allah’tan korkun, beni misafirlerime rezil
rüsvay etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” dedi.
79- Onlar: “Sen de bilirsin ki, bizim senin kızlarınla bir ilgimiz yoktur. Sen bizim ne istediğimizi gayet
iyi biliyorsun.” dediler.
80- Lut dedi: “Ne olurdu size karşı bir kuvvetim olsaydı, ya da çok sarp bir yere sığınabilseydim.”
81- Melekler dediler: “Ey Lut! Şundan emin ol ki, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla zarar
veremezler. Sen, gecenin bir kısmı olunca ailenle birlikte hemen buradan çık git. İçinizden hiç kimse
geri kalmasın, eşin başka. Çünkü ona da onlara gelecek olan musibet gelecektir. Haberin olsun, helâk
zamanları sabah vaktidir. Zaten sabah yakın değil mi?”
82- Ne zaman ki, emrimiz geldi, o ülkenin altını üstüne getirdik ve üzerlerine istif edilip pişirilmiş
çamurdan taşlar yağdırdık.
83- Bu taşlar Rabbinin katında damgalanmışlardı. Bunlar zalimlerden uzak şeyler değildir.
– Allah-u Teala bizleri kendisine layık kul , Habibine layık ümmet eylesin. (AMİN YA MUİN.) –