Söz Konusu Cinsel Kimlik Karmaşası Olunca Rafa Kalkan Bilimsel Gerçekler
Yazar
Psikolojik Danışman Mükerrem Demirci
Söz Konusu Cinsel Kimlik Karmaşası Olunca Rafa Kalkan Bilimsel Gerçekler
Farklı cinsel kimlik yönelimleri meselesi, günümüzde ruh sağlığını tehdit eden bir durum olmaktan çıkarılarak, birer propaganda ve dayatmaya dönüştürülmüştür. Öncelikle şunu söyleyebiliriz, bu konuda araştırma yapmanın hatta sorgulamalarla fikirlerimizi dile getirmenin bile yasak tabusuyla karşılaştığı bir zamandayız. Bu konu hakkında konuşmak, bilimsel araştırma yapmak, terapilerde bu konuyu çalışmak gerek akademik çevrede gerekse ruh sağlığı uzmanları arasında dışlanmanıza, etiketlenmenize yol açabilir. Mesela cinsel kimlik karmaşasını bir sorun olarak görüyorsanız, açıkça ‘yobaz’ olmakla suçlanabilirsiniz. Bu konu hakkında makale yazmak, araştırma yapmak için yola çıktığınızda, maddi ve manevi destek bulmakta zorlanabilirsiniz. Yaptığınız araştırmanın yayınlanacağı bilimsel bir ortam bulamayabilirsiniz, hatta sansürlenebilirsiniz.
Lisans eğitimim sırasında, esasen çok da sevdiğim bir hocam akademik dünyanın karanlık yüzünü belki de farkında olmadan itiraf etmişti. ‘Belli dönemlerde trend olan kuramlar vardır ve trend kuram üzerinden yapılan araştırmalar daha kolay yayınlanır; daha kolay fonlanır ve bir şekilde daha çok atıf alır.’ demişti. Daha çok atıf almasını anlayabilmiştim; sonuçta trend olan bir konu üzerinde haliyle daha fazla uzman çalışacaktı. Fakat kafama yatmayan kısım sosyal bilimler (ruh sağlığı) alanını böyle kısır bir döngüye sokmak, bu alandaki bilimsel gelişmeleri sekteye uğratmaz mıydı? Akademik çevre ve bilimsel çalışmalar, trendler üzerinden ‘istenilen’ tarafa yönlendirilmez miydi? Bilimin objektif olma ilkesinin çiğnendiğini düşünmeye başlamıştım. Bir sonraki cümlesini duyduğumda ise daha da şaşırdım. Kendisi, ‘son yılların trend kuramının ‘Feminist Kuram’ olduğunu, haliyle içeriğinde LGBT+’da yer alan konular hakkındaki çalışmaların olduğunu ve bunun akademide bize kapılar (!) açacağını’ söyledi. Bu çok ikiyüzlüce gelmişti. Ayrıca gelişim kuramları kimlik karmaşasını, cinsel kimliğin oluşum dönemiyle açıkladığı halde, terapilerde cinsel yönelimi olan danışanlarla bu gelişim kuramları ışığında çalışmak abes karşılanıyordu. Bu da bilim dünyasındaki bir başka çelişkiydi.
Peki, bugün hala geçerliliğini koruyan gelişim kuramları, cinsel kimlik karmaşası sorunu hakkında neler diyor bir bakalım. Cinsel kimlik kişinin kendini algılama ve kavrama biçimini ifade eder. Cinsel kimlik oluşumu çocuklukta başlar. Freud’un Psikoseksüel Gelişim Modelinde, bireyin cinsel organını, bedenini, cinsiyetini keşfettiği 3–5 yaş arasındaki dönemi, ‘fallik dönem’ olarak adlandırılmıştır. Bu dönemde çocuğun hemcins ebeveyni ile özdeşleşme görevi vardır. Bu dönemde karşı cins ebeveyni ile ayrışamayan, hemcins ebeveyni ile gerekli bağı kuramayan çocuklar, ilerleyen dönemlerde hemcinsleri ile yakınlık kurmakta zorlanır ve kendilerini ‘herkesten farklı’ hissedebilirler. Çünkü kendi cinsiyetlerini tanımaları gereken ailede, hemcinsine uzak büyümüştür.
Biz insanlar kendimiz dahil dünyaya dair her şeyi ilk olarak ailemizden öğreniriz. Her şeyi onların vesilesiyle tanırız. Oysa fallik dönem ve ilerleyen çocukluk dönemlerinde hemcins ebeveyni ile iki yabancı gibi büyümüş bir çocuk, kendi cinsiyetini yeterince tanıyamaz. Piaget’nin Soyut İşlemler dönemi dediği 11 yaş üstüne denk gelen dönemde ise beyin farklı çalışmaya başlar. Artık çocuk soyut düşünebiliyordur ve büyüdükçe yeni bir sorgulama, yeni bir anlama çabası içine girer. Bu çocuk cinsel kimlik karmaşası yaşayan bir çocuksa, soyut düşünme dönemine geldiğinde, az önce bahsettiğimiz ‘diğer kızlardan’ veya ‘diğer erkeklerden’ farklı hissetme, onlar gibi olamama durumunun sebebini araştırmak ister. ‘Neden çocukluğumdan beri hemcinslerimden farklı hissediyorum? Bunun bir sebebi olmalı.’ diye araştırmaya koyulur. Bu aşamada gerçeği yansıtmayan bilgiler ile LGBT+ propagandaları ile karşılaşması, onu yanlış kararlar vermeye ve kendi kimliğini yanlış tanımlamaya itebilir. Oysaki içine düştükleri bu kafa karışıklığı, ergenlik döneminde yaşanması doğal karşılanan, zihnin ve bedenin gelişimiyle yaşanabilecek bir durumdur. Tabi ki bazı çocuklar veya gençler diğerlerine göre cinsel kimlikleri konusunda daha derin karmaşa yaşayabilir ki bunun sebepleri üzerinde durduk.
Ergenlik diye adlandırdığımız 12 yaştan sonrasını kapsayan dönemde, çocuğun cinsel kimlik ile ilgili araştırma yapmasının, doğal bir süreç olduğunu belirten bazı gelişim kuramları vardır. Bunlar:
Freud – Psikoseksüel Gelişim Kuramı
12-18 yaş arasını genital dönem olarak tanımlanmıştır. Freud, bu dönemi cinselliğin keşfi, kimlik bunalımı ve çözümlenmesi olarak tanımlar.
Erikson – Psikososyal Gelişim Kuramı
11- 17 yaş arasını kimlik kazanımına karşı kimlik karmaşası olarak tanımlamıştır. Bu yaşlar bireyin, kendi kimliğini, cinsiyetini ve cinselliği bütünüyle tanımladığı dönemdir. Kimlik kazanımı gerçekleşene kadar kimlik karmaşası yaşanır. Bu dönemde sağlıklı kimlik kazanımı gerçekleşmezse kimlik karmaşası sorunu devam eder.
Bunlara ek olarak Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramına baktığımızda, çocukluk döneminde hemcins ebeveyni ile yakınlık kuramamış ve onu model alamamış bireylerin, kendi cinsiyetlerine dair edinmeleri gereken yetiler noktasında eksik kaldıkları bir gerçektir. Ergenlikle beraber söz konusu çocukların, kendilerindeki ‘farklılığın’ sebebini araştırırken, farklı bir cinsel kimliğe sahip oldukları yanılgısına düştükleri söylenebilir.
Cinsel kimlik karmaşasının birçok çevresel ve gelişimsel faktörü vardır. Daha önce de açıkladığım gibi ergenlik döneminde kimlik oluşurken bu tarz karmaşaların yaşanması doğal karşılanır. Suyun bulanmadan durulmadığı bir gerçek. Bu sebeple ergenlik dönemi, sadece cinsel kimlik konusunda değil birçok konuda karmaşaların yaşandığı bir dönemdir. Aslında bu durum kendi kimliklerimizi inşa etmenin bir yoludur. Eğer bu dönemden geçen ve karmaşa yaşayan bir gençseniz bir uzmandan destek alabilirsiniz. Böylece suyunuzu bulandıran koca dalgalarla tek başınıza baş etmek zorunda kalmazsınız. Bir ruh sağlığı uzmanı veya uzman adayıysanız bu konuyu konuşmaktan, sorgulamaktan çekinmemeli ve yardım talep eden danışanlara el uzatmaktan geri durmamalısınız.
Yazar
