Cinsiyetsizleştirme Projesiyle Bizi Yüreğimizden Vurdular!
Yazar
Aile Danışmanı / Çocuk Gelişimi Uzmanı Özlem Gınık
Cinsiyetsizleştirme Projesiyle Bizi Yüreğimizden Vurdular!
Dikkat! Büyük bir savaşın içerisindeyiz.
Çocukluğumuzdan, gençliğimizden, anneliğimizden, babalığımızdan, insanlığımızdan vurulduk. Neden vurulduk? Ne oldu da düşmana açık bir hedef haline geldik? Bunun üzerine biraz farkındalık oluşturmak istedim.
Dijital platformların bağımlılık derecesinde popülerlik kazandığı bir dönemdeyiz. Günlük hayatımızı kolaylaştırmanın yanında, dijital platformların cinsiyetsizliği yayma ve normalleştirme politikası gibi farklı amaçlar güttüğünü de görüyoruz. Bu platformların kontrolsüzce ve bilinçsizce kullanılması çocuk ve gençlerin cinsel gelişimlerini ve kimliklerini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Herkesin bildiği üzere, küresel güçlerin bir de dijital medya ayağı var. ‘Bir de’ diyorum çünkü kötülüklerini insanlara ulaştırmak için birçok yerde etkin olduklarını biliyoruz. Dijital platformlarda üretilen pek çok içeriğin kirli bir amacı var. Peki nedir bu amaç ya da amaçlar? Toplumsal cinsiyet ve cinselliğin normlarına meydan okumak, dini ve kültürel yapıları bozmak, aykırı ve norm dışı kabul edilen cinsel kimlikleri ve deneyimleri normalleştirerek yaygınlaştırmak ve böylece toplumun temel yapı taşı olan aile kurumunu yok ederek toplumu ve bireyleri kolay yönetilebilir hale getirmek olarak sıralayabiliriz. Küresel güçlerin bunu neden yapmak istedikleri ortada. Onlar, özgürlük ve eşitlik adı altında, ırk, dil, din, cinsiyet ayrımı olmayan tek tip insan oluşturarak, dünya nüfusunu kontrol altına almak ve sadece hazları için yaşayan bir tüketim toplumu inşa etmek istiyorlar. Bunun yanı sıra iktidarlarını güçlendirmek için kendi ekonomik güç ve sermayelerini artırmayı hedefliyorlar.
Hiç düşündünüz mü? Son zamanlarda etrafımızda biyolojik cinsiyetini kabul etmeyen gençlerin neden bu kadar çoğaldığını? Bu durumun sosyal bulaşıcılığını ve etkilerini? Bu çocukların kafalarının ne kadar karışık olduğunu ve hepsinin bize yönelttiği soruların neden aynı sorular olduğunu? Aynı zamanda dijitalde ne kadar fazla vakit geçirdiklerini? Kimlerle çevrimiçi görüştüklerini, kimler ile oyun oynadıklarını? Bu görüşmelere en yakın arkadaşlarını, yaşıt akrabalarını da neden dahil ettiklerini? Küresel güçlerin özellikle başarılı, hedefleri olan ve sosyal açıdan kendini geliştirmiş olan çocukları neden hedef tahtasına koyduklarını? Yine küresel güçlerin yönettiği insanların çocuklarımıza ve gençlerimize nasıl sinsice yaklaşıp, onları kolayca ikna ettiklerini hiç düşündünüz mü? Bu zamana kadar düşünmediyseniz lütfen düşünün. İçinde bulunduğumuz tehlikenin farkında olamayabilirsiniz. Çünkü bizler bundan birkaç yıl öncesine kadar kısık seslerdik.
Konuşturulmadık, susturulduk hatta tehdit edildik.
Evet çocuklarımızın, gençlerimizin zihinleri işgal altında. Çocuklarımızın henüz mantıklı düşünemedikleri gelişim dönemlerini iyi bilen küresel güçler, onlarla çok rahat bir şeklide irtibat kurabiliyor. Ancak şu da bir gerçek ki anne-baba olarak çocuğunuzun cinsel kimlik gelişiminin temellerini sağlam attıysanız korkmayın. Sosyal çevresi ile biyolojik cinsiyetini pekiştirdiyseniz, aile içi güçlü iletişim ve ilişkilerinizle, kaliteli zamanlar geçirerek, sıcak samimi yuvanızda, sizinle sağlıklı özdeşim kurmasını sağlayıp ona rol model olduysanız, dijitaldeki ayak izlerini takip ediyorsanız rahat olun. Çünkü çocuklar belli bir yaşa kadar anne babanın davranışlarını, inançlarını, söylediklerini sorgulamaz ve doğru kabul eder. Onları taklit eder.
Eğer çocuğunuzun, cinsel kimlik gelişim sürecindeki temelleri doğru atamadıysanız, aile içi ilişkileriniz, iletişiminiz kopuksa, alması gereken rol modelliği sizden değil de sosyal medyadaki popüler kişilerden ya da guruplardan alıyorsa, çocuğunuzun kötü niyetli insanların ağına düşmesi kaçınılmaz bir son olur.
Anne ve babaların cinsel kimlik gelişimi konusunda çocuklarına bilinçli, doğru ve tutarlı yaklaşmaları çok önemlidir. Anne-babalar çocuğun biyolojik cinsiyetine uygun söylem ve davranışlarda bulunmalıdır. Dijital medyanın hayatımıza çok hızlı girmesi ile tehlikelerin farkında olamayabilirsiniz. Hatta iyi niyetli düşünüp, çocuklarınızın araştırmaları gereken ya da merak ettikleri konuları “elinin altında internet var, oradan araştır” deyip, onları dijitalin kontrolsüz dünyasıyla baş başa bırakabilirsiniz. Fakat artık uyanmamız gerekiyor. Evet anne-baba olarak hatta insan olarak mükemmel değiliz. Ancak, çocuklarımızın, ruhen, bedenen, zihnen sağlıklı olması için, anne-babaların uyanık olması ve bunun için çaba sarfetmesi gerekiyor. Konfor alanımızdan çıkmamız gerekiyor.
Uyanmalıyız!
Toplumumuzu, aile kurumumuzu, inancımızı, değerlerimizi, kültürümüzü, çocuklarımızı, gençlerimizi, anne-babaları, bilimi, kısaca insanlığı hedef alan küresel bir projenin içine çekildik ve çekilmeye devam ediyoruz. İyi niyetlerinden vurulan çocuklar, gençler ve aileler var. Evet aile kurumunun altına dinamit döşendi, içine düştüğümüz durum freni boşalmış kamyon gibi evet. Bende diyorum ki, freni boşalmış kamyonlar artık duvara toslamaya, dinamitler patlamaya başladı. Etrafımız çaresiz çocuklar, gençler ve anne-babalarla doldu. Bizler bu durumda olanlara yetişemedik. Engellendik, susturulmaya çalışıldık, hatta tehdit edildik. Yanıltıcı bilimsel gerçekleri(!) olan, kendilerinden farklı görüş bildirenleri suçlayan, ikna edici kabiliyetleri yüksek olan, güçlü lobilerinin propagandaları sonucunda birçok aile yıkıma uğradı. İşin içinde bir de sosyal bulaşıcılık da olunca bir nesil yok olmaya yüz tuttu. Acı ama gerçek bu!
Nesli Koruma Hareketi’ni tam da bu yüzden başlattık. Aile kurumumuzu güçlendirmek, çocuklarımızın dolayısıyla neslimizin sağlıklı gelişimini desteklemek için. ‘Biz yanınızdayız, korkmayın’ demek için. Bizler dini, ahlaki ve geleneksel değerlerimiz ve bilimsellik eşliğinde neslimizi tehdit eden her kötü unsurla mücadele ediyoruz. Unutmayın ki biz birlikte güçlüyüz.
Aile Danışmanı / Çocuk Gelişimi Uzmanı
Özlem Gınık
Yazar
