30Kas2025

Aslını bilmeyen neslini ihya edemez

İstanbul Ünv. – Siy. Bilg. Fak. – Panel

TARİH
26 Kasım 2025
YER
İstanbul Üniversitesi — Siyasal Bilgiler Fakültesi - Konferans Salonu
KONU
Bağlanma Stilleri ve Ebeveyn Tutumlarının Cinsel Kimlik Gelişimine Etkileri
DÜZENLEYEN
Genç Düşünce Klübü

Etkinlik Açıklaması

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde düzenlenen bu program, cinsel kimlik gelişimini psikoloji ve nörobilim alanındaki güncel araştırmalar ışığında ele alan kapsamlı bir eğitim niteliği taşımaktadır. Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi, sunumunda yalnızca kuramsal bilgileri değil; sahada yıllardır yürüttüğü çalışmalardan elde ettiği çok sayıda vaka örneğini bilimsel araştırmalarla birleştirerek öğrencilerle paylaşmıştır.

Programın temel yaklaşımı, cinsel kimliğin doğuştan otomatik olarak oluşan sabit bir yapı olmadığı; biyolojik temelin üzerine bağlanma stilleri, özdeşim süreçleri, ebeveyn tutumları, mizacın etkisi, dijital maruziyet ve çevresel faktörlerin inşa ettiği gelişimsel bir süreç olduğudur. Sunum boyunca uluslararası literatürde yer alan araştırmaların yanı sıra, Müjde Yahşi’nin klinik birikimiyle oluşturduğu bilimsel makalelerden bölümler paylaşılmış; bu makalelerde yer alan vaka analizleri öğrenciler için somut bir öğrenme zemini sunmuştur.

Vaka temelli anlatım, programın en güçlü yönlerinden biri olmuştur. Farklı yaşlardan onlarca vakadan elde edilen gözlemler; kimlik gelişiminin aile içi bağlanma örüntüleriyle, anne-baba-çocuk ilişkileriyle, özdeşim modelleriyle ve çocuğun mizacıyla nasıl etkileşime girdiğini açık biçimde göstermiştir. Müjde Yahşi’nin yayımlanan akademik çalışmalarında yer alan bu vaka örnekleri, kimlik karmaşasının birçok farklı kaynakla ortaya çıkabileceğini ve her vakanın kendine özgü bağlamsal bir yapısı bulunduğunu öğrencilere net biçimde aktarmıştır.

Programda güvenli bağlanma geliştiremeyen çocuk ve ergenlerin kimlik bütünlüğünde görülen dağınıklık, kararsızlık ve rol karmaşası örnekleri ele alınmış; öğrenciler bağlanma kuramının klinik karşılıklarını gerçek danışan hikâyeleri üzerinden görme fırsatı bulmuştur. Anne ile özdeşim sürecinin, baba ile ilişki kalitesinin ve aile içi duygusal atmosferin kimlik yapılanmasını nasıl etkilediğine dair vakalar sunulmuştur.

Etkinlikte ayrıca dijitalleşmenin ve erken yaş internet maruziyetinin çocuklarda rol model seçimini nasıl etkilediği; televizyon, sosyal medya ve dijital karakterlerle özdeşim kuran çocukların kimlik oluşumlarında gözlemlenen değişimler de vaka örnekleriyle açıklanmıştır. Bu bölüm, öğrencilerin modern gelişim koşullarını daha derinlikli anlamalarına katkı sağlamıştır.

Cinsiyet ve cinsiyet kimliği uyumsuzluğuna dair bölümde; klinikte karşılaşılan vakalardan elde edilen gözlemler, genetik ve nörobilimsel çalışmalarla birleştirilerek kimlik karmaşasının çoklu risk faktörleriyle ilişkili olduğu bilimsel bir çerçevede aktarılmıştır. Böylece öğrenciler, bu alandaki bilimsel tartışmaları politik söylemlerden uzak, akademik bir zeminde değerlendirme fırsatı bulmuştur.

Travma, duygusal ihmal, okul zorbalığı ve aile içi kopukluk gibi faktörlerin kimlik yapılanması üzerindeki etkisi de yine vakalar üzerinden ele alınmıştır. Farklı travma geçmişine sahip çocuk ve ergenlerin kimlik süreçlerinde nasıl farklı tepkiler geliştirdiği ve bu tepkilerin terapötik müdahalelerle nasıl düzenlenebildiği örnekleriyle sunulmuştur.

Programın sonunda terapötik süreçlere ilişkin kapsamlı bir çerçeve paylaşılmıştır. Bağlanma temelli terapiler, oyun terapisi ve duygusal düzenleme odaklı çalışmaların kimlik bütünlüğünü nasıl güçlendirdiği; klinik seanslardan alınan örneklerle açıklanmıştır. Böylece öğrenciler hem teorik hem de pratik düzeyde önemli bir farkındalık kazanmıştır.

Bu etkinlik, üniversite öğrencileri için yalnızca bir konferans değil; gelişimsel psikoloji, aile çalışmaları ve klinik gözlem temelli bilimsel bir eğitim niteliği taşımıştır. Vaka örnekleriyle zenginleştirilmiş bu anlatım, öğrencilerin bilimsel yaklaşımı sahadaki gerçek danışan deneyimleriyle birleştirerek anlamasına olanak tanımıştır. Program boyunca sunulan tüm bilgiler ve örnekler, güncel akademik literatüre ve Müjde Yahşi’nin yayımlanmış bilimsel çalışmalarına dayanmaktadır.

Cinsel kimlik karmaşasına dair hakikati, İstanbul Üniversitesi’nin o tarihi kürsüsünde ilmî bir çerçevede paylaşma imkânı bulduk. Tüm zorluklara ve engellemeye yönelik girişimlere rağmen elhamdülillah programımızı sükûnet içinde gerçekleştirdik.

Görevini büyük bir özveriyle sürdüren emniyet teşkilatına, üniversite güvenlik görevlilerine ve süreci olgunlukla yöneten kıymetli öğrencilere gönülden teşekkür ediyorum. Organizasyonu üstlenen o pırıl pırıl gençler, katılımcı öğrenciler ve üniversite yönetimi… Her biri bugün nezaketin, sorumluluğun ve duruşun en güzel örneğini sergiledi.

Videonun sonunda yer alan değerli gençlere ayrıca dikkat etmenizi isterim… Onların öncülüğünde yüzlerce öğrenci, hem salona girişimde hem çıkışımda adeta koruyucu bir halka oluşturarak yanımda durdular. Cesaretleri, nezaketleri ve vakur duruşları gerçekten gönüllere dokundu. 👏🏻

Allah hepsinden razı olsun.

Özellikle doludizginorg derneğinin başkanı ogzhan_kabakci’nın desteği çok kıymetliydi; kendilerine ayrıca teşekkür ediyorum.

Ve siz gönül dostlarım… Her zaman olduğu gibi bugün de yanımdaydınız. Desteğiniz, duanız ve yürekten sahiplenişiniz için teşekkür ederim.

Bilimsel tartışmaların doğası açıktır: farklı kuramsal yaklaşımlar, farklı metodolojik okumalar ve farklı klinik gözlemler bir araya gelir; bilgi böyle olgunlaşır. Bugün cinsiyet, kimlik ve psikolojik gelişim alanında yaşanan tartışmaların merkezinde ise bilimsel bir ayrışmadan çok, politik yönlendirmelerin belirleyici olduğu görülmektedir.

Bazı grupların bilimsel toplantıları engelleme çabası da bunun en güncel örneğidir. Bilgi paylaşıldıkça güç dengeleri değişir; bu nedenle konuşulmasını istemedikleri hakikat, aslında bilimin kendisidir.

Bizim yaptığımız, klinik gözlem, nörogelişimsel veriler ve gelişim psikolojisi literatürü ışığında durumu açıklamaktır. Bu, herhangi bir grubu hedef almayan; tam tersine toplum sağlığını gözeten bir yaklaşımın gereğidir.

Bilim, susarak değil; açık ve dürüst bir tartışma ortamıyla ilerler. Bugün burada ortaya koyduğumuz duruş, sadece bir konuşmanın değil, aynı zamanda düşünce özgürlüğünün ve akademik etiğin de bir göstergesidir.

Bu hassas alanda doğru bilgiyi savunmak, hem mesleki sorumluluk hem de toplumsal bir görevdir. Ve biz bu sorumluluğu taşımaya devam edeceğiz.

Manevi Gelişim ve Cinsel Kimlik Karmaşası – Bildiri

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir